Skip to main content
Raidlight Gilet Responsive 8L - TR İncelemesi
Gilet Responsiv 8L - TR

Arazi yarışlarında özellikle ultra arazi yarışlarında sırt çantanız muhtemelen en önemli ekipmanınızdır diyebilirim. Uzun zamandır katıldığım yarışlarda Salomon’un 14+3 SkinPro çantasını kullanıyorum ve çok memnunum. Değiştirmeyi ya da yeni bir çanta almayı pek düşünmüyordum. Taaki 2015 UTMB  TDS yarışını koşana kadar J

Arazi yarışlarında kullanan çantalar temelde iki farklı su taşıma alternatifi sunuyor. Birinci alternatifte suyunuzu çantanın içindeki haznede taşıyorsunuz ve çantanıza göre omuz üstünden ya da koltuk altınızdan geçen bir hortum / valf düzeneği ile suyunuzu rahat rahat içebiliyorsunuz. Benim Salomon çantamda bu düzenek var. Diğer alternatifte ise suyunuzu mataralarda taşıyorsunuz ve mataralarıda çantanın göğüs bölgesindeki ceplere yerleştiriyorsunuz. Bu ikinci alternatif bana hep problemli geliyordu. Çünkü yarışlarda gördüğüm kadarı ile koşarken bu mataralar bir hayli oynuyor, hareket ediyordu. Kullananlar nasıl rahat ediyor şaşırıyordum. Benim kullandığım çözümde ise çanta sırtınızla bütünleşiyor ve bir süre sonra varlığını bile unutuyorsunuz. Bu çözümün handikapı suyunuzu doldurmak istediğinizde çantayı çıkarmak zorunda olmanız. Mataralı çözümde ise böyle bir derdiniz yok J

TDS’de ikinci istasyonda suyumu doldurmak için çantamı çıkardım, ardından su kabını açmaya çalışırken çantanın ağırlığı ve yarış heyacanı, stresi ile birlikte korktuğum başıma geldi ve bütün su kabı tamamen çantadan ayrıldı. Çanta bir tarafta, su kabı bir tarafta elimde kaldı. Çantam tıka basa dolu olduğu için su kabını tekrar yerine sokmak bir hayli zor oldu. Sonra suyumu doldurdum bu sefer valften su gelmedi. Bir hayli uğraştım tekrar çalışır hale getirmek için. Bütün bu debelenme sırasında bir taraftanda su mataralarını kolayca doldurup giden koşuculara imrenerek bakıyordum. Yarış boyuncada bu koşuculara öykündüm durdum. İstasyonlar dışında bir sürü su yalağı vardı. Bu adamlar kolaylıkla suluklarını doldurabiliyorlardı bense çantamı çıkarmaya üşeniyordum. Yani sonuçta TDS sonrası bu çantalardan almaya karar verdim J

Çanta mı, yelek mi? :)

Raidlight’ın Gillette Responsiv modelini gördüğüm andan beri çok beğeniyordum. Heleki ülkemize özel üretilen Türk Bayraklı modeline bayılmıştım. Bu modelin indirimde olduğunu görünce sevgili  Emre Tok'u aradım ve sipariş verdim.

Çanta 600ml’lik iki adet plastik matara ile birlikte geliyor. Bu mataraların kolayca içebilmek için pipet benzeri hortumları var. 

Sert Plastik Mataralar

Çantada ilk dikkatimi çeken şey hafifliği oldu. Raidlight sitesine göre çanta –matarasız- 160 gram. Yani benim raidlight yağmurluğum kadar ağırlığı var. Müthiş. Çantanın kesimine ve detaylarına baktığınızda her yerde kalite görüyorsunuz.

Çanta size toplam 8 litre hacim sunuyor. Bir tane büyük ana cep var gibi görünüyor ama ana cep ile dış katman arasında ayrı bir cep daha var. Çantada herhangi bir fermuar yok. Bu bahsettiğim ikinci cepin ağzında ise küçük bir kapak detayı var. Cüzdan, kimlik vb. eşyalarınızı bu göze koymanız daha mantıklı olacaktır. Bu çantaya isterseniz yukarıda bahsettiğim diğer çanta alternatifinde olduğu gibi hortumlu su kabıda koyabilirsiniz. Bu su kabını taşımak için ekstra velcro bant konulmuş. Çantanın çok elastik bir malzemesi var. Siz malzemeleri koydukça genişliyor. Yukarıda söylediğim gibi çantanın bu ana cepi için de bir fermuar yok. Çantayı sırtınıza taktığınızda ise elastik yapıdan dolayı ağzı kapanıyor. Gene de, bu ana bölmedeki eşyaları sabitlemek, koşarken hareket etmelerini engellemek için elastik sabitleme kayışları var. Kolayca sabitleyebiliyorsunuz. Çanta sırtınızdayken içinden bir şey düşmesi pek olası değil. Fakat çantayı elinizde taşıyorken, eğilip kalktığınızda ya da koşu sırasında düştüğünüzde çok dikkat etmek gerekir. Rahatlıkla eşyalarınızı düşürebilirsiniz.

Fermuar yok!




İkinci Ana Cep

Çantayı giydikten sonra sabitlemek için iki tane mekanik ip var. Genelde ayakkabı bağcıklarında gördüğümüz bu düzeneği kullanmak bence çok akıllıca olmuş. Saat yönünde çevirdikçe sıkıştırıyorsunuz, tersi yönde biraz çevirince ipler kurtuluyor ve kolayca gevşetebiliyorsunuz. Bu mekanizmalar ve iki adet klips ile çantayı istediğiniz gibi sabitliyebiliyorsunuz. Bu klipslerden üsttekinde düdükde var. Çantanın en çok beğendiğim yönlerinden bir tanesi hiç bir yerinden ekstra kordon, ip vs. sarkmaması. Dikkatinizi dağıtacak ayarlama gerektirecek ekstra hiç bir şey yok. Çantayı isteğinize göre bir kere sabitledikten sonra tamamen unutabilirsiniz. İniş ya da çıkışlarda konforunuza göre sıkılaştırmak ya da bollaştırmak isterseniz hiç hız kesmeden kısa sürede ayarlıyabilirsiniz. Kesinlikle çok başarılı

Kilit düzeneği çok başarılı

Çantanın ön kısmında iki tane cep var. Bu ceplere mataralarınızı yerleştiriyorsunuz. Bu ana ceplerin önünde bir cep daha mevcut. Bu ceplere de jel vs. koyabilirsiniz. Fakat eğer büyük plastik mataraları kullanmayı seçtiyseniz bu ikinci cepleri kullanmak pek mümkün olmuyor. Plastik mataralar çok fazla geriyor ve bu ceplere bir şey yerleştirmek çok zor oluyor. En azından benim 600ml’lik mataralarla pek mümkün olmadı.

Ön cepi sert mataralarla birlikte kullanmak çok zor

Bunların yanısıra çantanın yanlarında iki adet daha cep var. Bu ceplere bir sürü jel, enerji barı vs. sığdırabilirsiniz. Bu ceplerde de herhangi bir kilit mekanizması yok. O yüzden küçük eşyalar koymamak gerekir. Ben cep telefonumu bu ceplerden birine sığdırabiliyorum. Benim telefonum Xperia Z3 Compact. Daha büyük telefonları sığdırmak mümkün olmayabilir. Diğer cebe ise 4,5 jel rahatlıkla sığıyor.

Jel de sığar, mandalina da :)

Z3 Compact. IPhone 6s Sığmaz ama

Çantayı aldıktan sonra Aydos’taki ilk idmanda büyük bir heyecanla test ettim. Bu ilk idmanda plastik mataraları kullandım. Bu ilk idman ve test benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. O kocaman plastik mataralar beni inanılmaz rahatsız etti. Öncelikle göğsüme acaip baskı yaptılar. Çantayı ne kadar gevşetirsem gevşeteyim işe yaramadı. İdman sonunda iki göğsümde sızlıyordu. Diğer bir olumsuz nokta ise inanılmaz rahatsız edici su sesiydi. Mataralarda su azaldıkça özellikle inişlerde çıkan ses çok sinir bozucuydu. Ben biraz takınaklı bir adamım. Sevmediğim bir detaya önemsiz de olsa takılır kalırım ve o beni acaip rahatsız eder. Bu su sesi de öyleydi. 

İlk heyecan :)

Diğer olumsuz detay ise koşucunun konforu için dizayn edilmiş pipetlerdi. Bu pipetlerin uç kısmı pek yumuşak ve esnek değil. Benim pipetler biraz aşağıda kaldı su içmek için başımı biraz eğmek zorunda kaldım ama pipetin ucu yukarı doğru esnemediği için suyu çekmek de çok zor oldu. Son olumsuz detay ise mataralardan birini diğerinden daha çok kullandığım için ortaya çıktı. İki matara arasında ağırlık farkı olunca boşalan matara bir süre sonra yukarı doğru yerinden çıkmaya başladı J Bu ilk idman sonunda bu mataraları bir kenara kaldırdım ve bir daha kullanmadım. Kullanmaya da pek niyetim yok açıkcası.

İşaretli alan yukarı doğru esnemiyor

Sonraki idmanlarımda matara yerine küçük pet şişeleri kullandım ve –su sesi/şapırtısı dışında- çok daha fazla rahat ettim. Bu arada alternatif çözümlere baktım. Sert plastik mataralar yerine yumuşak mataraları kullanmaya karar verdim. Bende daha önceden almış olduğum Salomon soft matara vardı. Onu çantada test ettim. Birebir çanta için dizayn edilmiş değil. Cepler biraz kısa kalıyor ama kullanabileceğimi öngörüp ebay’den iki adet 500ml’lik soft matara sipariş ettim. Çok uygun bir fiyata aldım.

Salomon 500ml yumuşak mataralar

Çekmeköydeki 50K’lık winter challenge’da çantayı bu mataralarla kullandım. Sonuç: Harika J Bu kombinasyonla koşmaktan inanılmaz keyif aldım. Hava durumu çok değişken olduğu için çantaya bir hayli ekstra malzeme koymuştum -Bere, eldiven, çorap, yağmurluk, su geçirmez pantalon, acil durum battaniyesi- Üç adet jel ve bir tane de cezerye barım vardı yanımda. Çantayı başlangıçta bir ayarladım bir süre sonra da varlığını unuttum. Yumuşak mataralarla birlikte çanta süper oldu. Başlangıçtaki hayal kırıklığımdan eser kalmadı J Benim kullandığım Salomon mataralar 500ml. Raidlight’ın da yumuşak mataraları var. Onlar 600ml ve sert mataralardaki gibi pipetleri var. Bu mataralar muhtemelen çantaya çok daha iyi uyum sağlayacaktır. Bütçemde yer açarsam Raidlight yumuşak mataralarını da almayı düşünüyorum.


Çekmeköy'de mutlu ultracı :)

Sırttan görünüş


Beğenmediğim ya da geliştirilmesi gereken yönler:

·         Çantada hiç fermuar olmamasına alışamadım. Evet, hafif olsun diye böyle tasarlanmış ama zaten çok hafif. Ekstra bir fermuarın ağırlığının problem çıkarmayacağını düşünüyorum. Her kullandığımda kafamdan bir türlü acaba bir şey düştü mü, düşer mi, düşecek mi sorularını atamadım. Dediğim gibi biraz takınaklı biriyim J Çekmeköy’de 50K boyunca kafamın bir köşesinde bu soru vardı.  Ana bölmede bir fermuar olsa çok daha iyi olur bence
·         Benim aldığım çanta dediğim gibi Türk Bayraklı versiyonu. Fakat bu bayrak detayı çok başarılı olmamış bence. Kırmızı renk tutturulamamış. Kırmızıdan çok turuncuya benziyor.

Çok sevdik :)

Sonuç olarak bu çantayı kısa, uzun her türlü idmanda kullanabileceğinizi söyleyebilirim. Aldığımdan beri bütün arazi idmanlarımı bu çanta ile yaptım. 8litrelik hacmi bence her türlü ultra maraton için yeterli. Ben henüz 50K üzerinde kullanmadım ama rahatlıkla 100K ve üzeri ultra maratonlarda kullanabilirsiniz :)

Fotoğraflar: Hayriye OK

Not: Türk Bayraklı versiyonun hikayesini aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz
http://blog.kosuyorum.net/gilet-responsiv-8l-trnin-hikayesi/

Comments

Popular posts from this blog

Ultra Trail Du Mont Blanc 2017

Uyumamam lazım, uyursam bir daha kalkamam. Neye ihtiyacım var? Su. Suyumu doldurmam lazım. Midem düzeldi artık, bir şeyler yemem şart. Kahve! Kahve içmem lazım. En iyisi soğuk suyla yüzümü yıkıyayım. Yaa kim çıkarıcak şimdi eldivenleri...  Trient istasyonunda çadırın ortasında dikilmiş, batonlara yaslanmış vaziyette kendi kendime konuşuyordum. Adeta paralize olmuş, gözlerimi açık tutmakta zorlanıyordum. 34 saattir koşuyor ve yürüyordum. Daha ne kadar sürecek bu iş? Oysa ne kadar güzel başlamıştı herşey!
Koşmaya başladığımda arazi koşuları hakkında hiç bir bilgim yoktu. Pendik sahilden başlayıp Bostancı’ya, Caddebostan’a kadar koşardım. O zamanlar tek hedefim kilo vermek ve İstanbul Maratonunu bitirmekti. Kilo verdim, İstanbul Maratonu’nu da bitirdim 😊 Team Kronos’un düzenlediği Aydos koşuları ile arazi koşuları ile tanıştım. Sonra yol koşuları beni hiç çekmez oldu. Youtube sayesinde Utmb’den haberdar oldum ve ben de birgün bu yarışı koşucam diye kendi kendime söz verdim.
Aslında 2016 …

İznik Ultra 2017

İznik Ultra ile ilk olarak 2013 senesinde tanışmıştım. Zayıflamak için düzenli koşmaya başlayalı daha bir sene ancak olmuştu ve ben daha bir yol maratonu koşmadan dağ maratonu koşmaya çalışmıştım. Çalışmıştım diyorum çünkü büyük çoğunluğunda yürüdüğüm 42K’lık parkuru yaklaşık 6,5 saatte tamamlamıştım :)
O yarışın üzerinden dört sene geçmiş ve biz bir kez daha tüm aile 5. İznik maceramız için yola çıkmıştık. Eskihisar – Topçular feribotunda bir taraftan kahvemi yudumlarken bir taraftanda daha önce katıldığım İznik yarışlarını hafızamda tarıyor, başımdan geçenleri ve parkur detaylarını hatırlamaya çalışıyordum. Geçen seneler içinde iki kere 140K ve bir kere de 80K’lık parkurları tamamlamıştım. Ultra Maratonlara mental hazırlık için zihninizde parkuru canlandırmayı ve parkurda koştuğunuzu hayal etmenizi tavsiye ederler. Bu anlamda hiç zorlanmadığım ve en çok hazırlandığım yarışın bu seneki İznik Ultra olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 140K’lık parkurun neredeyse tamamını zihnimde canlan…

Raidlight Aladağlar Sky Trail 2016

Geçen sene Aladağlar Sky Trail için kayıtların açıldığını görünce hiç düşünmeden hemen kayıt olmuştum. Daha sonraki süreçte ise TDS koşacağım, iki yarışın tarihinin çok yakın olması ve Aladağların zorlu coğrafyası ile ilgili yazılar okuyunca riske girmek istememiş ve kaydımı sildirmiştim. Bu sene herhangi bir engelim olmadığı için kaçırmak istemiyordum.
Kayıtlar açılır açılmaz hemen başvurdum. Bu sene yarışa katılabilmek için bir takım ön koşullar getirdiler. Özetle yarışın üstesinden gelebileceğinizi geçmiş tecrübelerinizle ispat etmeniz isteniyordu. Önümüzdeki senelerde UTMB gibi bir puanlama sistemi gelirse şaşırmam açıkcası :) 
İznik ve Tahtalı yarışları sonrası muhtemelen yeteri kadar dinlenmediğim için ciddi bir şekilde sakatlandım. Aydos’ta arkadaşlarla koşarken iki kalçamında yanlarında yanma şeklinde bir ağrı başladı. Acı o kadar dayanılmazdıki koşuyu kesmek zorunda kaldım. Acı eşiğim bir hayli yüksek aslında, o yüzden oldukça da şaşırdım bu duruma. İlk bir iki gün yürümekte da…